Pakistan kalma

Recite Kalma if you want ration: allegations fly in Pakistan in distribution of Covid19 relief to religious minorities like Christians or Hindus. #covid19 #coronaviruspakistaninews. . In the midst of lockdown due to COVID-19 pandemic, Pakistan authorities have been discriminating and distributing ration selectively, excluding religious ... Award-winning furniture, handmade in Pakistan. Call now for free interior consultation. Islamic Date Today in Pakistan 2020 - Current Muslim Islamic Hijri Date Today Islamic Date in Pakistan. September 15, 2020 (26 Muharram 1442) - Today Islamic Date in Pakistan is 26 Muharram 1442 . Check the exact Islamic date today as 'Hijri Date' with complete month Islamic calendar, which is updated all the time to give the accurate Islamic ... Engin humbly responded to the love from Pakistan and vowed to visit the country soon. Make-A-Wish also gifted him a sword with Kalma inscribed on it. Show More . Share. Facebook Twitter Google+ LinkedIn Print. Admin. With Product You Purchase Subscribe to our mailing list to get the new updates! Kalam (کالام‎) is a refreshing place in Swat and a heaven of tourists. It is located at the distance of 99 km (62 mi) from Mingora, in the Northern Upper part of Swat valley, on the bank of Suvastu River in Khyber Pakhtunkhwa Province of Pakistan. Walnut Heights. Almost situated at a distance of 2km in Kalam Valley away from the central city and market. The Walnut Heights is surrounded by lush green hills, thick forests. Kalam Valley bestowed with mesmeric lakes, meadows, and waterfalls which are worth seen features of the landscape.. The Walnut Heights provides the homely environment along with most fascinating and enchanting overnight ... kalmay in English, definition kalima in English, tayyaba, Kalma sharif, 1st First Kalma in English (Tayyab) 1st First Kalma in English (Tayyaba) Kalma In Hindi Mp3 Download Urdu, Kalma In Hindi Mp3 Download. Laa ilaaha illal Lahoo Mohammadur Rasool Ullah Meaning: The word of Purity (Tayyabah) . Kalam Tourism: Tripadvisor has 68 reviews of Kalam Hotels, Attractions, and Restaurants making it your best Kalam resource. Kalam Valley - Valley located across the Swat River in Swat, in the Khyber Pakhtunkhwa province of Pakistan. Kalam Valley is famous for its magnificent waterfalls, lakes and lush green hills. It is 270 km drive from Islamabad, the capital of Pakistan. It is one of the popular destinations for tourists. At 29 kilometers (18 mi) from Bahrain and about 2,000 meters (6,800 ft) above sea level, the ... “Pakistan: Christians denied rations during coronavirus crisis, asked to read ‘Kalma’ first,” Opindia, April 9, 2020: The shocking act of discrimination against minorities continues unabated in the terrorist state of Pakistan even at the time of global epidemic as certain families belonging to the religious minority communities have ...

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.18 17:44 hamza5123 Faisal Movers Lahore Online Booking Ticket Price List Terminals & Contact

Faisal Movers Lahore Online Booking Ticket Price List Terminals & Contact
https://preview.redd.it/4ryk0t6hklt41.jpg?width=1200&format=pjpg&auto=webp&s=37798fbc3488a0f2fab77d5da3e06062fcc8223c

Faisal Movers Lahore Ticket Prices Online Ticket Booking

About Lahore:

Lahore is the capital of the Pakistani province of Punjab. It is the country's 2nd largest city after Karachi and 18th largest city in the world. Lahore is one of Pakistan's wealthiest and oldest city.

Faisal Movers Lahore

Faisal Movers is the largest bus operator in Pakistan. Headquarter of Faisal Movers is in Lahore. It has many routes for cities all over the country including Islamabad,Peshawar, Faisalabad, Multan, Bahawalpur, Sadiqabad, Raheem Yar Khan, Sukkur, Karachi etc. Faisal Movers covers almost every destination from the city of Lahore with massive flow of passengers. It has more than 200 departures in a single day to the destinations in Pakistan.

Terminals:

Faisal Movers has four terminals in Lahore.

Terminal Address:

  1. Faisal Movers, City District Govt Terminal Band Road Near Chowk Yateem Khana
  2. Faisal Movers Abdullah Terminal, Band Road Lahore
  3. Faisal Movers Jinnah Terminal, near Thokar Niaz Baig Lahore.
  4. Faisal Movers Kalma Chowk, Near Century Tower Kalma Chowk Lahore.
Main terminal is Abdullah Termianl for routes like Lahore to Islamabad, Lahore to Faisalabad, Lahore to Peshawar and Sargodha. City Terminal is the main terminal for Routes like Lahore to Multan, Lahore to Bahawalpur, Lahore to DG Khan, Lahore to Sadiqabad, Lahore to Karachi, Lahore to Alipur, Lahore to Rajanpur, Lahore to Taunsa Sharif and some others. However, almost all of the above routes also touch Faisal Movers Abdullah terminal.
Jinnah Terminal was main point before M-3 Motorway, After this it was cutt off for many routes like Multan, Bahawalpur, DG Khan, Alipur, Rajanpur etc. Jinnah Terminal now offer ticketing for routes like Multan through G.T Road, Sahiwal etc. Kalma Chowk Point however is only ticketing and cargo point where you can purchase tickets but you have to go the departure terminal to catch the bus.

Bus Categories:

  1. Standard: This bus type has Daewoo 116 buses with 45 seats.
  2. Executive: Executive buses are rather 40 seater buses or having Latest VOD system installed on the back of every seat.
  3. Executive Plus: These buses can be called semi business buses as they have front 9 seats of Business category and rest of the seats are Executive. Multimedia Tab are available at the back of every seat.
  4. Business: Last but no the least they have Business buses which are 30 seater luxurios buses in town with massager seats, lavish refreshment and Latest entertainment system.

Faisal Movers Lahore Ticket Price List:


From To Standard Executive Business
Lahore Multan 850 1000 1200
Lahore Islamabad 1200 1220 1650
Lahore Bahawalpur 1160 1160 1560
Lahore Karachi 3100 3500 4600
Lahore Muree 1570 1570 Nill
Lahore Peshawar 1370 1370 1830
Lahore Sadiqabad Nill 1580 2200
Lahore Gilgit/Hunza Nill 4170 Nill
Lahore Naran Nill 2990 3440
Check Faisal Movers Fares

Faisal Movers Online Booking:

For Online booking you can book ticket through the website www.bookkaru.com, you can check our article for the details.

Learn How to book Faisal Movers Tickets Online.

Time Schedule:

You can check time schedule of Faisal Movers from Lahore to other cities.
Check Time Schedule from Lahore.
For additional subtleties and reservations, you can connect with Faisal Movers by calling them on either 0311-1224488 or 111-224-488 (with city code).
Additionally, here's a connect to Faisal Movers' legitimate Facebook page where you can make an impression on the organization or look at refreshes identified with the transport administration.
submitted by hamza5123 to u/hamza5123 [link] [comments]


2020.04.14 03:14 DV82INXS Pakistan: Christians denied rations during coronavirus crisis, asked to read 'Kalma' first - TheWatchTowers.org

submitted by DV82INXS to The_Watch_Towers [link] [comments]


2020.04.09 14:13 newsbot_ Islamic Republic of Pakistan: Christian woman made to read ‘Kalma’, says was denied ration amidst coronavirus crisis due to her religion

Islamic Republic of Pakistan: Christian woman made to read ‘Kalma’, says was denied ration amidst coronavirus crisis due to her religion submitted by newsbot_ to InNews [link] [comments]


2020.01.04 20:54 rahul722j A stand against pro-CAA bigotry - A heated debate

A stand against pro-CAA bigotry - A heated debate
Below is an argument I had with a pro-CAA bigot presented to you in a quote-unquote form. Please note that this was in text, and all quotes here are literal, 'as-is' of what I received from them without any tampering. The unquoted ones are mine.

Cleansing your mind from rumours and understand the correct interpretation of the CAA----
It's very distressing that people conclude the wrong interpretation of the Citizenship Act 2019 (CAA) , first understand the ground related with this Act.
Nehru--Liaquat Pact 1950, that mentioned both the countries give assurance that the religious minorities of their respective countries will be taken care of and their rights will be protected on the premises of “Critical Hostage Theory” that means religious minorities in both the countries shall act as hostages for the short of ensurance that their religious minorities would be protected but now the condition has been changed because of loosing the credibility of this Act and there is religious persecution of the minorities in Pakistan and Bangladesh (earlier east Pakistan) and also in Afghanistan in the same line on the basis of their Islamic constitution.
And for that, the purpose of CAA came into existence to protect these minorities from the religious persecution in the hands of majority of these three countries while giving them Indian citizenship but it doesn't mean that it bar the entry of any muslim from other countries of the world, they can seek Indian citizenship under the Citizenship Act of 1955 and it is wrongly stupid argument that it will stripping the citizenship of Indian Muslims. It also doesn't mean that it would give citizenship of India to these persecuted minorities very smoothly, No never they can attain Indian citizenship only on the basis of the proper process of naturalisation, if they will failed in this process then they can't attain the Indian citizenship.
Don't interpreted the CAA with NRC because the CAA has nothing to do with NRC, the legal provisions of the NRC have been part of the Citizenship Act, 1955 since December 2004. Also there are specific statutory rules of 2003 to operationalise these legal provisions. They govern the process of registration of Indian citizens and issuance of national identity cards to them. These legal provisions have been on the statute book since last 15–16 years. The CAA has not altered them in any way whatsoever. Don't interpreted it like that illegal Hindus outside and inside India will be protected via the CAA and muslims will be discriminated, no not at all, both illegal Hindus and Muslims claim for Indian citizenship equally via the process of naturalisation, where CAA will not given blanket protect to Hindus.
Don't interpreted the CAA in the context of Ahmadiyas in Pakistan, hazaras in Afghanistan and illegal rohingyas in India because Ahmadiyas in Pakistan are in majority and they believe in the Pakistani version of Islam and not maintain the level of minority same as hazaras in Afghanistan stand in the internal context of their governance and rohingyas are hostile community at international level and they are the native of the neighbouring countries and they are illegally stable in India without the citizenship of India and they will be identified under the NRC for the purpose of deporting at their place.

The pretext of your answer assumes that since the countries mentioned in the CAA (Pakistan, Afghanistan and Bangladesh) have failed to protect their minorities, and henceforth, failed to keep-up with the Nehru-Liaquat pact, and since these people might share ancestry with/were born in pre-1947 India, it’s the responsibility of the Indian State to protect them.
However, Afghanistan wasn’t a part of the partition, and nor of the Nehru-Liaquat Pact. Why have them under the same belt then?
In that case, if we’re opening our doors to religiously-persecuted minorities from other countries (which is a good thing), why not include Muslims and other non-Hindu minorities from Nepal (which was a Hindu Rashtra until as late as 2008), and non-Sinhalese people from Sri Lanka?
You also seem to contradict your statement when it comes to Rohingyas (who according to Amnesty International, are the most persecuted minority in the World), Hazaras or Ahmadiya Muslims (you exclude Ugyur Muslims too) citing that they are Muslims (and thus, constitute majority in their respective country). Please note that Ahmadiyas aren’t even considered Muslims in Pakistan, and CAA can, very flexibly, be extended to support them.
Why is it a factor for us that they belong to the majority?
Let me tell you - because, as of current version of CAA, it does NOT mention “religious persecution” at all. It just says that if you belong to , and were in India in b/w , you shall be offered Indian citizenship.
Now, if they’d include Muslims too, entire citizenry of Pakistan would have a free pass to Indian citizenship.
I’m all in for greater humanitarian interests of supporting refugees, but all of this evidence points out that this step from government is a petty tactic for winning the Bengal elections (by the support from Bangladeshi Hindus and other immigrants).

Irrelevant Argument related with the Violation of the Articles of the Constitution of India——
There is argument of the constitutional obligation on CAA then understand it broadly, there is no any provision of CAA has been violated any articles of the Constitution of India include Article 14 as well. Understand it---
Article 14 (Come under Part-3 of the Indian Constitution) doesn't deal with the part of citizenship that obliging towards the status of citizenship, the purpose of Article 14 check implied where equals are treated differently without any reasonable basis. But where equals and unequal are treated differently, the Article 14 does not mean that all laws must be general in character. It does not mean that the same laws should apply to all persons. It does not mean that every law must have universal application for, all person are not, by nature, attainment or circumstances in the same position.
Article 5 to 11 (under PART-2) are the only articles of the Constitution of India that deal with the context of Citizenship, where Article 11 state that it grant of citizenship shall be subject to any further law that the parliament may passed in this particular regards, its the only union parliament which have the power in this particular issue, it is not within the domain of states. In the context of Citizenship Article 5 to 11 of the Constitution of India shall read along with the Citizenship Act of 1955 coupled with the foreigners Act of 1946 that deal with the who is the foreigner of as far as India's concern.
It’s not that this bill is ‘literally’ targeting the constitution of India, but it’s hurting it’s principles of equality in the sense that the Indian Government is judging people (and I quote you) by “level of minority”, and that too, falsely. Religious discrimination faced against the Tamil people in Sri Lanka, or the pain of Ugyurs in China is no-less than the plight of Hindu people in Pakistan.
Also, you comment that we shouldn’t tie up CAA with NRC. However, there are two main reasons that I can cite in favor of studying CAA in light of NRC:
  • Firstly, the Home Minister, at least in 7 of his recent speeches, has always spoken of them together.
  • Secondly, and more importantly, because, assuming the NRC pan India will be similar to assam, it will give extreme discretionary powers to local authorities, who have the power to claim ANYONE (not Muslims, not Hindus, not Christians, yes anyone) as "doubtful citizens". The basis of such a conclusion is vague, and hence extremely exploitative. It’s like giving them [the Registrar] a free pass to exploit the poor, or anyone/any community they hold grudges against. Don’t we already have enough of it? Not to forget, it can be used as a tool to suppress dissent - If you dare say anything against the government, they’d have the authority to strip you off of your citizenship. This pain might be less for non-Muslims because if they are rich, they can hope to claim citizenship under the CAA (cough bribe cough).
The sea of reasons mentioned here are enough for people to oppose a bill. The NRC is tangential to this discussion, but forms a very important base of the ongoing protests.
Also, these protests aren’t just against CAA, or the NRC, or NPR for that matter. It’s also against the brutality with which the police took action against the protestors. Among all other things, it is also to assert our right to dissent, and to assert the fact that people’s opinion has a rightful place in a democracy, which given the current government’s stance, they are crumbling. (Just today [Jan. 3. '20], Home Minister said that they wouldn’t move an inch backwards on CAA.)

https://preview.redd.it/33n8za6gft841.jpg?width=900&format=pjpg&auto=webp&s=aadfab1fb613c0ebb41b7e9be1534dc7d1444ec1
Your protest not in a “Gandhian Version of protest” Multilingual graffiti on a wall at Delhi’s Jamia Islamic University says a lot about deception employed by Islamists to fool the ‘Kaafirs’
Hindi – सब एक हैं
English- Secular India
Arabic - “There is no God other than Allah-AllahOAkbar”
Btw, hardly any Hindu can read Arabic.
Your violent protest turned into communal symbols and go beyond from the main issue, there is no acceptance of freedom of speech and expression at the cost of violence from the communal fame to breach the condition of law & order, where “Rule of Law” frequently displaced. You have full right to protest and dissent, right of freedom of speech and expression, right to associate on the basis of non- violence that make democracy vibrant otherwise you misunderstood in your concept towards democracy and a living permanent document that is Constitution of India
These are the clarification of some irrelevant misinterpretation regarding CAA, understand it and avoid your pinned doubts then it is irrelevant and rehotric to protest violently against the CAA and disturb the tranquility and peace of the nation, it is distressing that media not helpful in clearing the classification of the CAA in between the people and also shocking that well literate people stand against it and termed that it is the fascist regime of the state. Enhance your knowledge and maintain the status of democracy of this nation.
“CAA is not in the context of stripping the Citizenship of any Indian Citizen and their fundamental rights”
You also wrongly quote the Arabic Kalma - “La Ilaha Illallah” sprayed on the wall in Jamia. It literally means “Ekam brahmasmi, dutiya nasti”, which if you’d be Hindu enough to read Brahma Sutra you’d know means, “There’s just one God. None other.” People might call it 'Brahma', 'Ishwara', 'Bhagwan', 'Allah', 'God', a tree, or whatever - but it’s ultimately one (An idea which is popular even in a religion such as Hinduism which is known for it’s many gods – Many Hindu school of thoughts subscribe to worshiping idols, but the belief across Sanatana Dharma (even in the Nastika philosophy) is to believe in the absolute - 'Brahmand').
Also, you talk about violence in the protests. I cannot speak for everywhere, but from the news reports, it seems that most (and the largest) gatherings against CAA-NRC-NPR are peaceful. Even if there was violence, the brutality with which the police is reacting doesn’t justify any of it. (Raping minors, killing people!!).
There have been reports of how people have been planted in the mob to instigate violence - you know who this would benefit - definitely, not the protestors.
In the end, I’d like to quote you:
Enhance your knowledge and maintain the status of democracy of this nation.
It’s the malicious intent of votes for which the current government is doing all of this. It’s not the humanitarian grounds on which it is trying to attract/steal/plead support for it.
submitted by rahul722j to india [link] [comments]


2019.08.31 09:40 HurrAli A female tourist harassed and humiliated by a Pakistani Islamist

Here's what happened in Pakistan when a Turkish woman biker was forced to recite Kalma (Quran) by an Islamist. That douchebag was selling fruit on a pickup truck and when the biker woman stopped by to purchase some fruit from him, he began to question whether she's a Muslim. He then asked the woman to recite Kalma to prove that she's a "real Muslim". She did so but instead of praising her, he began to preach radical Islam and questioned that why she's wearing 'inappropriate' and Un-Islamic dress. This made the woman lose her mind who was wearing a heavy protective biker's gear in extremely hot weather. She tried to tell the Muslim idiot that she needed to wear it while riding a bike and how this dress can be considered 'un-Islamic'? In fact that protective gear was covering her from head to toe, maybe for a different (safety) reason but it also served another purpose by keeping her 'safe' from evil eyes of the land of pure!
He also schooled her to behave like a true Muslim woman who is supposed to stay home and not go anywhere without a male guardian. You can watch 58 sec footage of her encounter with idiot fruit vendor man right HERE.
I really appreciate the woman for nicely handling this unpleasant situation. Now I wounder what if she were not a Muslim but a devout Christian, Hindu or an Atheist?
He'd have tried to convert her to Islam (as it's the religious duty of every Muslim) and she could've behave rude. Had she said anything against Islam like, "I don't believe in God" or "Jesus is Lord, I don't worship Muhammad" and she could've beaten to death in the name of blasphemy!
Why they can't they mind their own f$%king business? I'm an atheist and if a practicing Muslim stop by to purchase some fruit from my truck, I'd never try to mock him or convince him to renounce Islam and become an atheist. You buy fruit, I take money and that's it!
submitted by HurrAli to atheism [link] [comments]


2019.08.30 21:30 HurrAli A female tourist harassed and humiliated by a Pakistani Islamist

Here's what happened in Pakistan when a Turkish woman biker was forced to recite Kalma (Quran) by an Islamist. That douchebag was selling fruit on a pickup truck and when the biker woman stopped by to purchase some fruit from him, he began to question whether she's a Muslim. He then asked the woman to recite Kalma to prove that she's a "real Muslim". She did so but instead of praising her, he began to preach radical Islam and questioned that why she's wearing 'inappropriate' and Un-Islamic dress. This made the woman lose her mind who was wearing a heavy protective biker's gear in extremely hot weather. She tried to tell the Muslim idiot that she needed to wear it while riding a bike and how this dress can be considered 'un-Islamic'? In fact that protective gear was covering her from head to toe, maybe for a different (safety) reason but it also served another purpose by keeping her 'safe' from evil eyes of the land of pure!
He also schooled her to behave like a true Muslim woman who is supposed to stay home and not go anywhere without a male guardian. You can watch 58 sec footage of her encounter with idiot fruit vendor man right HERE.
I really appreciate the woman for nicely handling this unpleasant situation. Now I wounder what if she were not a Muslim but a devout Christian, Hindu or an Atheist?
He'd have tried to convert her to Islam (as it's the religious duty of every Muslim) and she could've behave rude. Had she said anything against Islam like, "I don't believe in God" or "Jesus is Lord, I don't worship Muhammad" and she could've beaten to death in the name of blasphemy!
Why they can't they mind their own f$%king business? I'm an atheist and if a practicing Muslim stop by to purchase some fruit from my truck, I'd never try to mock him or convince him to renounce Islam and become an atheist. You buy fruit, I take money and that's it!
submitted by HurrAli to exmuslim [link] [comments]


2019.07.27 20:40 Qalam-e-Ahmad State of Pakistan:Kalma is a criminal offence but selling alcohol is just fine!

State of Pakistan:Kalma is a criminal offence but selling alcohol is just fine! submitted by Qalam-e-Ahmad to ahmadiyya [link] [comments]


2019.03.20 15:20 taratechnologies Celebrating Pakistan’s Resolution Day, the District Administration Lahore announces Lahore Marathon 2019 on 23rd March 2019

Celebrating Pakistan’s Resolution Day, the District Administration Lahore announces Lahore Marathon 2019 on 23rd March 2019
Celebrating Pakistan’s Resolution Day, the District Administration Lahore announces Lahore Marathon 2019 on 23rd March 2019. The marathon will cover a 10km route (starting from Gaddafi Stadium roundabout) and is aimed at promoting a softer image of the country, through engagement of citizens in healthy activities.

Route Map Of 10KM Marathon
With the recent on-going tensions in the region, Lahore Marathon is an initiative of the District Administration Lahore aimed at delivering a message of peace on Pakistan’s Republic Day. The Marathon invites citizens of all ages and gender to #RunForPeace, symbolizing a communal petition of peace and harmony globally. The non-profit event will be title sponsored by the brand Oye Hoye and organized by Dreamweaver Productions.
The marathon will be attended by the honorable Punjab Government spokesperson, Saleha Saeed (D.C. Lahore). “Our efforts intend to broadcast a communal message from Pakistanis to the entire global community that Pakistan is a peace-loving nation who speaks a language of harmony and tolerance while simultaneously rejects every form of violence” said D.C. Lahore, Saleha Saeed.
“It’s an iconic decision to commence the march on Pakistan Day while simultaneously sending out a powerful message that a true Pakistani patriot is an advocate of peace. Our very own Pakistan-based brand Oye Hoye is truly proud to support the state in delivering this revolutionary narrative to bring out a positive message from Pakistan throughout the world” said Director Marketing of United Snacks, Mian Shahzad Khalid.

Participants will be facilitated with hydration points and aid stations (staffed by an ambulance team) throughout the route. The road traffic will be restricted throughout the duration of the competition on all running routes with further assistance from traffic and local officers, in accordance with legislation. While ensuring a positive image for the city and the department, the project is also focusing alongside on providing entertainment for the public. Acclaimed musician Aima Baig will be performing live on the closing ceremony at Punjab Stadium (Football Ground)
The marathon aims to cover a total route of 10 kilometers kicking off from Gaddafi Stadium Roundabout and progressing towards Hafeez Kardar Road, Liberty Roundabout, Main Boulevard, U-Turn from Jail Road Intersection, Main Boulevard, U-Turn from under Kalma Chowk Bridge, Liberty Roundabout with eventually concluding at the Football Ground of Punjab Stadium (Gaddafi Sports Complex).
About Lahore Marathon 2019:
The Lahore Marathon 2019 is organized by Dreamweaver Production in partnership with the Government of Punjab. The organizers intend to send out a call for peace on the Republic Day of Pakistan to promote a positive and peaceful image of the country around the globe through engaging citizens in fitness activities and a healthy lifestyle.


submitted by taratechnologies to u/taratechnologies [link] [comments]


2017.11.08 07:08 Faremakers75 Book Cheap Air Tickets International At Faremakers

Buy online Air Tickets​ cheap Flights and Vacations deals to every destinations in the World.We are providing best Airfares you can save your money and time.We offer you the latest promotions of these airline companies and tell them to the customers initially. You can also book hotel from us. You can also reserve tourism packages from us. Visit: http://www.faremakers.com/ Contact Us Lahore Head Office 3-UGF, Century Tower, Kalma Chowk Main Boulevard, Gulberg-III Lahore, Pakistan (042) 111-147-111 Toll free: 0800 00747
submitted by Faremakers75 to travel_deals [link] [comments]


2014.12.16 14:30 NaradhMuni [TOI] When ignorance of Kalma made IAF pilot a Pakistan PoW

submitted by NaradhMuni to IndianNewsArchive [link] [comments]


2014.10.24 17:04 MultiFunctionBot Kalma Chowk, Lahore, Pakistan [2500x1667] /u/BurgerBuoy

Kalma Chowk, Lahore, Pakistan [2500x1667] BurgerBuoy submitted by MultiFunctionBot to ImagesOfCities [link] [comments]


KALAM SWAT VALLEY PAKISTAN - YouTube Kalma Sharif by Lala Qadeer (Complete version) - YouTube Qadiani Kalma Ahmadiyya in Pakistan Pakistan TV-show - Kalima Shahada erased from Ahmadiyya Muslim mosque 2/2 Kalma Sharif Parho LA E LAHA ILLALLAH Naat Shrif New ... Six 6 Kalimas in Islam in Arabic, English & Urdu - Learn ... 2 Kalma By Pastor Waseem Khokhar

Ertugrul Ghazi’s Engin Altan to visit Pakistan on October ...

  1. KALAM SWAT VALLEY PAKISTAN - YouTube
  2. Kalma Sharif by Lala Qadeer (Complete version) - YouTube
  3. Qadiani Kalma Ahmadiyya in Pakistan
  4. Pakistan TV-show - Kalima Shahada erased from Ahmadiyya Muslim mosque 2/2
  5. Kalma Sharif Parho LA E LAHA ILLALLAH Naat Shrif New ...
  6. Six 6 Kalimas in Islam in Arabic, English & Urdu - Learn ...
  7. 2 Kalma By Pastor Waseem Khokhar

Title : Kalma Sharif Parho LA E LAHA ILLALLAH Naat Shrif New Punjabi Naat Recited By: Hafiz Muhammad Saqib Arif Naqeebi Lable :رنگ پنجاب دے For More Videos P... See also Mirzai Ahmadiyya in Pakistan References Antonio R. Gualtieri (1989). Conscience and Coercion: Ahmadis and Orthodoxy in Pakistan. Guernica Editions. p. 14. ISBN 978-0-920717-41-7. Farahnaz ... Kalma Sharif very nicely recited by Lala Qadeer Pakistan police erase kalima from Ahmadiyya Muslim Mosque, so called mullahs discussing this on tv show. The Second Word: 'I assure you, today you will be with me in paradise.' (Luke 23:43) Reflection As Jesus hung on the cross, he was mocked by the leaders and the soldiers. One of the criminals ... Six 6 Kalimas in Islam in Arabic, English & Urdu - Learn Six Kalimas - Beautiful Zikir & Dua Recited by Saad Al Qureshi 📢 DON'T FORGET TO CLICK THE BELL ... Kalam (Kalami/Pashto: کالام ) is a cool heaven for tourists which is located at distance of 99 km from Mingora in the northern upper reaches of Swat valley a...